Sirenlerin Emri
Kaşınmak istiyor içimdeki dürtüler. Köpürmek, taşmak, her şeyi bembeyaz bir hırçınlıkla örtmek istiyorlar. Buradan gitmem gerek.
Sirenler adımı bağırıyor; keskin, tiz ve davetkar. O soğuk ve loş alt kat, bir karabasan gibi bana bakıyor. Kulaklarımda yankılanan haykırışlar yabancı değil. Kayıp çocuğunu bulan bir anne edasıyla sarıp sarmalıyorlar her yanımı.
Adımı duyuyorum alt kattan. Toprak altından gelen bir uğultu gibi, kemiklerimi titretiyor.
Bir adım… Sadece bir adım atmak istiyorum ama vücudum mühürleniyor olduğu yere. Yer beni kendine çekiyor, sürünüyorum. Son nefesimi vermeden hemen önce sürünüyorum. Dengem yitiyor, algım bulanıyor. Bu sarsıntı ismimi daha berrak yapıyor.
—“Deniz kızı!”
Gözlerim doluyor. Tuzlu su, ait olduğu yere dönmek için kirpiklerimi zorluyor. Hareket etmek, o sese doğru akmak istiyorum. Başaramıyorum. Uzuvlarım bana ait değil artık, hissediyorum.
—“Eftalya!”
Kanım donuyor. Damarlarımda akan suyun buz tuttuğunu hissediyorum. Sirenler artık sadece çağırmıyor, emrediyorlar.
Ve ben… Gidebilir miyim, bilmiyorum.
Bir başka katarsisim için: Denizler ve Psikoz – Irmak Çelik