Metro karşısında otururum bazen,
gece vakti içerim güzelce sigaramı.
Kulağımda kulaklık,
gözümde bulanıklık;
içeri giren ve çıkan insanları izlerim.
Birini beklerim ya da hiçbirini.
Gelmeyeceği belli olan ve olmayan,
geldiğinde de gelmeyen…
Sen yine de:
“Acele et, hayat kaçmak üzere!”
Hepiniz acele edin, kaçın!
Çünkü ben kaçtığım kadar varım,
varlığım da borçlu kaçınmama.
Yetmeyince bu yalnızlık,
üzerime yapışan.
Kendimi bulurum bu mavi beyaz tabelanın önünde.
Sağım soluma karışmış halde.
Günün okuma önerisi: BENLİ YEMEK – Irmak Çelik