Skip to content
Irmak Çelik Irmak Çelik Irmak Çelik

Genç kalmayı ve genç kalemleri okumayı hiç bırakmayın.

Irmak Çelik Irmak Çelik Irmak Çelik

Genç kalmayı ve genç kalemleri okumayı hiç bırakmayın.

  • Ben Kimim?
  • Yazılar
    • Öykü
    • Şiir
    • Zihin Akışı
      • Kişisel Denemeler ve Mikro metinler
  • Mitoloji
  • Özel Dosyalar
  • Konuk Yazarlar
  • İletişim
  • Ben Kimim?
  • Yazılar
    • Öykü
    • Şiir
    • Zihin Akışı
      • Kişisel Denemeler ve Mikro metinler
  • Mitoloji
  • Özel Dosyalar
  • Konuk Yazarlar
  • İletişim
Close

Search

Trending Now:
Irmak Çelik
  • Instagram
  • Linkedin
Irmak Çelik Irmak Çelik Irmak Çelik

Genç kalmayı ve genç kalemleri okumayı hiç bırakmayın.

Irmak Çelik Irmak Çelik Irmak Çelik

Genç kalmayı ve genç kalemleri okumayı hiç bırakmayın.

  • Ben Kimim?
  • Yazılar
    • Öykü
    • Şiir
    • Zihin Akışı
      • Kişisel Denemeler ve Mikro metinler
  • Mitoloji
  • Özel Dosyalar
  • Konuk Yazarlar
  • İletişim
  • Ben Kimim?
  • Yazılar
    • Öykü
    • Şiir
    • Zihin Akışı
      • Kişisel Denemeler ve Mikro metinler
  • Mitoloji
  • Özel Dosyalar
  • Konuk Yazarlar
  • İletişim
Close

Search

Trending Now:
Irmak Çelik
  • Instagram
  • Linkedin
Home/Öykü/Gün Ölümü
Gün Ölümü
ÖyküYazılar

Gün Ölümü

By irmakcelik
Şubat 23, 2026 3 Min Read
0

İçindeki yangınları o gün de söndüremeyince Nehir, kapıyı itti ve dışarı çıktı. Ardına bakmadı; cebinde sadece “Neden?” sorusu vardı. Son zamanlarda hep yaptığı gibi kaçıyordu. Ev, dört duvarlı bir hapishane; özgürlük ise hep ormanın derinliklerinde… Yakın olmasa da nefes almak için o yolu çekmeye her zaman razıydı. Hatta, insan, ormanda kaybolmaktan korkar. Kaybolmak, ona evdeki varoluştan daha yakın geliyordu.

Adımları onu kurumuş bir nehrin kıyısına götürdü. Yıllardır susuz kalmış taş yatağı, ona kendi hayatını hatırlattı. Adı Nehir’di ama tıpkı o yatağın kuruması gibi başkaları tarafından yavaş yavaş kurutulmuştu. Birkaç sincap koşuşturuyor, kurbağalar su bulma umuduyla zıplaşıyordu. O ise farkında olmadan saatleri geride bırakıyordu. Güneş batarken orman yine aynaya dönüşmüştü: hem dünyanın hem de ruhunun kırılganlığını yansıtan koca bir ayna. Telefonu titreşiyordu. Ailesi ve dostları arıyor olmalıydı. Ama ona göre herkesin endişelenmek için yaklaşık bir ömür geç kaldığı bir zamanda yaşıyordu. Bu yüzden hiçbirini açmadı.

Cevapsız çağrılar arasında, kendi içindeki cevapsız soruları yankı yapıyordu. Bu sorulardan tetiklendiğinde bedenini toprağa bırakıyordu. Eninde sonunda gideceği yeri hissetmek onu sakinleştiriyordu. Orada uzanıp telaşsız ve bucaksız bakışlarla etrafı izliyordu. Üşümüyordu, yorgunluğunu hissetmiyordu. En sonunda kendisine izin verdi. Bu gece eve dönmemeye karar verdi; zaten orası hiçbir zaman gerçek bir ev olmamıştı. Aksine aidiyet hissini orada hiç bulamamıştı; aksine, belki de hiç aramamıştı bile.

Birden ayağa kalktı. Hızlandı ve koşmaya başladı. Dahası, damarlarında dolaşan boşluk her adımda yerini canlılığa bırakıyordu. Yılların götürdüğü yıllarını hissediyordu. Koştukça ormanla dahada bütünleşiyordu. Saçları dağınık ve asimetrik, gözlerine düşüyordu. Sonra tam o anda ayağı taşa takıldı, yokuş aşağı yuvarlandı. Vücudu kan içinde kaldı; özellikle de bacakları. Acı duymuyordu, sadece alışılmış bir düşüş daha yaşıyordu. Yokuş aşağı yuvarlanışı Prometheus’u düşündürdü ona; ama onun gibi yüce bir amacı yoktu. Taşıdığı taşın bile altında kalmış gibiydi hayatı boyunca. Düştüğü yerden gökyüzüne bakarken aniden kahkaha attı:“Yine öldüremediniz beni!”O kahkahanın arasına bir koku sızdı. Bir an bile geçmeden genzini kaplayan, keskin bir yanık kokusu. Rüzgârla kabaran duman ciğerlerini kavuruyordu. Ufukta, gökyüzünü yırtarcasına yükselen kızıl alevler görünüyordu. Önce sıradan bir temizlik ateşi sandı; ama kısa sürede

anladı: Bu, doğanın öfkesi, boğuk bir çığlığıydı. Kuru dallar çatırdıyor, kavrulmuş toprak alevlere aç bir sofra gibi onları besliyordu. Koşmaya başladı yeniden. Bacakları kanıyor, nefesi yanıyordu. Durmak istese de duramadı. Çünkü bu defa orman çağırıyordu onu. Her zor anında sığındığı tek dostu, şimdi yok oluyordu. Yalnızlığını, sırlarını, gözyaşlarını paylaştığı orman… Yalnızlığına bile dokunmuşlardı artık.

Alevlerden kaçışan hayvanları gördükçe kendini bir kez daha onların yerine koydu. İçindeki boşluk da ormanla birlikte yanacaktı. Sonrasında söndürmeye çalışan kalabalığa ulaştığında büyülenmiş gibi durdu. Alevler kırmızı, turuncu, siyah renkleriyle her yeri sarmıştı. Gün doğumunun, günbatımının en çok yakıştığı gökyüzü artık gün ölümüne boyanıyordu. Devamında diz çöktü, gözleri doldu; yanaklarından süzülen yaşlar çimenlere ve bir tutam lavantaya damladı. Bir an için, çocukluğundan beri ağladığı bütün gözyaşlarını saklamış olmayı diledi. Belki o zaman hepsi birleşir, bu yangını söndürmeye yeterdi. Parmaklarıyla toprağa düşen yaşına değdi eli: sanki bir can suyu gibiydi. İçindeki kuraklık dışarıdaki toprakla buluşmuştu. İçine ister istemez bir umut doldu. Belki orman yeniden filizlenebilirdi. Belki dünyası yeniden filizlenebilirdi.

İşte o anda kararını verdi. Son olarak, sürekli ertelediği ve bugün yapacağı şeyden vazgeçti. İnsanların ondan beklediğini sandığı şeyden vazgeçti: ölüm. Yaşamı, onun intikam aracı olacaktı! Ayağa kalktı, kalabalığın içine yürüdü. Ormanı birlikte kurtarmaları gerektiğini haykırdı. O an içinden şu fısıltı geçti; hem dünyaya, hem insanlara, hem de ormana:“Kendimi kurtarmak için önce bu ormanı kurtarmalıyım. Çünkü içimizdeki yangın ancak dışarıdakiyle birlikte söner.”

Tags:

edebiyatgün ölümüırmak çeliköykü
Author

irmakcelik

Abi selam, ben Irmak. 22 Yaşında hem yazmaya hem yaşamaya çalışıyorum.

Follow Me
Other Articles
Mecburiyet Irmak Çelik
Previous

Mecburiyet

Kaygılarımı Benden Alma
Next

Kaygılarımı Benden Alma

No Comment! Be the first one.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ben Kimim?

Abi selam, ben Irmak. 22 Yaşında hem yazmaya hem yaşamaya çalışıyorum.
  • Instagram
İş Deneyimi

Söylenti Dergi

Tarih / Mitoloji Editör Şefi

2023-Devam Ediyor

Galeyan Dergi

Sosyal Medya Sorumlusu / Editör

2022-Devam Ediyor

SCORESIST LLC COMMUNITY

PR & Medya ve İK Yöneticisi

2025-Devam ediyor

Freelance iş birlikleri için uygunum.
İletişime Geçin

  • Instagram
  • LinkedIn

Son Yazılar

  • Zeybek: Yılda Cumhuriyet’in Dansı
    Halk oyunları, ait olduğu toplumun izlerini taşır. Bir olayı, üzüntüyü veya sevinci yansıtırlar. Zeybek de bunlardan biridir.
  • Yüzyıllık Keşif: 6. Yüzyılda Neler Oldu?
    Tarihin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? “Yüzyıllık Keşif” serimizde, geçmişin gizemlerine bakıyoruz.
  • Yüzyıllık Keşif: 1. Yüzyılda Neler Oldu?
    Tarihin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? “Yüzyıllık Keşif” serimizde tarih ekibi olarak geçmişe bakıyoruz.

Sayfalar

  • Ben Kimim?
  • Yazılar
    • Öykü
    • Şiir
    • Zihin Akışı
      • Kişisel Denemeler ve Mikro metinler
  • Mitoloji
  • Özel Dosyalar
  • Konuk Yazarlar
  • İletişim

İletişim

Email

bilgi@irmakcelik.com.tr

Copyright 2026 — Irmak Çelik. All rights reserved. Mahurbeste.com tarafından destekleniyor.