Okuldan döndüğüm bir akşam; metroya biniyorum. Bir sonraki durakta acı dolu inlemelerle bir kadın biniyor, nefes almakta zorlanıyor; tam karşıma oturuyor. Herkes göz ucuyla onu izliyor, ne olup bittiğine dair. En son biri ne olduğunu soruyor: yanımdaki adam. Anlatıyor kadın: Oğlum askerdeydi, vurulmuş, komutanı aradı hastaneye çağırıyor” anlatırken bile sürekli hıçkırıklarla kesildi cümlesi, ağlayamıyordu bile. Etrafından gelen teselli cümleleriyle herkes destek olmaya çalışıyordu. Kadınsa metro durakları ilerledikçe daha da kötüleşiyor; dizlerini yumrukluyor, elleriyle saçlarını yoluyor, ellerini tutuyorlar.
Bu öykü ilk olarak Söylenti Dergi E-dergi 19. sayısında yayımlanmıştır.
Kolonya uzatanlar var, ben ise su uzatıyorum. Oğlunun çocuğu varmış sanırsam: Bana baktıkça çocukları hatırlıyor, gözleri bana takılı kalıyor. Ağzımdan çıkan iyi niyetle olan ama bakıldığında hiçbir anlam ifade etmeyen birkaç cümle söylüyorum. İstemsizce tüm dertlerini ondan almak istiyorum. Gözaltları, elindeki kırışmışlıklar, sesindeki ton: çok yormuş hayat belli ki. Bunu değiştirebilsem o an değiştirirdim. Bu esnada etraftaki insanlar hala yardım etmek için kadına, komutanın tam olarak ne dediğine dair sorular sormaktaydı. Duraklar ilerledikçe kadın daha da fenalaşıyordu ineceği durak Konak’tı onunla konuşan biri kadınla beraber inmeyi teklif etti olası bir durum için: kabul ettiler. Konak durağında ise indiler.
Lâkin metroda giderken ben hala bu yaşananları düşünüyordum. Herkesin şu anda anlattığım olayda üzüldüğü acı farklı olsa da, benim üzüldüğüm oğlunun hayatı söz konusuyken bile şaka yaparcasına metroya binmesiydi. Kapitalist dünyanın direttiği baskıdan mıdır, ne kadar çalışırsan çalış sömürgüye uğramaktan mıdır yoksa Türkiye’nin ekonomisinden mi bilmem ama senin oğlunu son kez bile görme şansın varken belki de bir taksi paran yok, altında şahsi araban yok diye bundan mahrum kalıyorsun.
Bir anne için evladını son kez görmek, duymak yeteri kadar acıyken bi de bu açıdan bakınca içimi bir alev kaplıyor. Evinden kalbinde büyük bir boşluk hissiyle çıkarken o gişelerden geçerken 8 TL kart basmak mı gerçekten, yaşamak bu olamaz. Gelecek istasyon Hilal, oğlum şu an ne kadar kan kaybediyor, gelecek istasyon Basmane, oğlum yaşayacak mı durumu nasıl, gelecek istasyon Çankaya, Allahım sen yardım et, gelecek istasyon Konak: yaşamak bu olmamalı.
Günün okuma önerisi olarak: Sylvia Plath’ın Gölgesinde Bir Kadeh – Irmak Çelik
Bu metin, Irmak Çelik’in güçlü gözlem yeteneğini, etik edebî duruşunu ve sağlam kalemini açıkça ortaya koyuyor. Anlatı, okurun zihninde sessiz ama kalıcı bir iz bırakıyor; bitse de etkisi dağılmıyor. Yeniden okunma isteği uyandıran bu yazarlık, abartıdan uzak ama derinliğiyle güven veren, olgun ve sahici bir edebî tavrın ürünü.
Çok teşekkür ederim Songül Hanım.